11’inci Sınıflar Nasıl Ders Çalışmalı? TYT–AYT Planı
On birinci sınıfı “geçiş yılı” diye görüyorsan yanlış yerden başlıyorsun. Bu sınıf, YKS içeriklerinin büyük kısmının omurgasını kurduğun yıldır. Özellikle AYT tarafında asıl yük burada başlar. Bu yüzden hedefin “ön hazırlık” değil, doğrudan “asıl hazırlık” olmalı. Son sınıfa ertelediğin her şey, on ikinci sınıfta hem stres hem zaman kaybı olarak geri döner.
AYT matematikte en ağır konuların önemli bölümü bu yılın içindedir: fonksiyonlar, polinomlar, logaritma, diziler, trigonometri gibi başlıklar hem kavramsal ister hem de düzenli tekrar. Burada doğru strateji şudur: her gün kısa ama sürekli. Günlük AYT tarzı soru rutini (örneğin 20–30 soru) “motivasyon olunca” değil, “programda olduğu için” yapılmalı. Matematikte süreklilik, zekâdan daha belirleyicidir.
Geometri için de aynı mantık geçerli. Üçgenler oturmadan geometri hızlanmaz. Üçgenlerde yardımcı doğru çizme, benzerlik ve oran kurma gibi beceriler sadece geometriyi değil, problem çözme refleksini de geliştirir. Eğer on ikinci sınıfta hızlanmak istiyorsan, problemler ve temel geometriyi bu yıl içinde belirli bir seviyeye getirmek zorundasın. Aksi halde son sınıfta “hem konu hem deneme” yükü aynı anda biner.
TYT Türkçede ise en büyük kazanç, erken başlayan rutinden gelir. Dil bilgisini haftalık hedefle taşımak (örneğin haftada 100 soru) kısa vadede yorucu görünür ama birkaç ay sonra TYT denemelerinde ciddi net artışı olarak geri döner. Paragraf için de “az ama her gün” ilkesi çalışır. Günlük paragraf rutini (örneğin 20–30 soru) hem hız hem dikkat dayanıklılığı oluşturur. Paragraf, birikim işidir; bir gecede toparlanmaz.
Burada en tehlikeli tuzak “Ben hallederim” rehavetidir. On birinci sınıfta zaman var sanırsın; on ikinci sınıfta zamanın olmadığını fark edersin. Bu yıl aynı zamanda ruhsal dayanıklılık kazanma yılıdır: düzen kurmak, düzeni sürdürmek ve düşüş yaşadığında tekrar ayağa kalkmak. Sıçrama tahtası gibi düşün; yükselmezsen son sınıfta panik başlar.
Başarı için sadece çalışmak değil, çalışmayı yönetmek gerekir. Haftalık program yapılmalı, program denetlenmeli ve eksikler deneme + analizle ölçülmelidir. Basit bir kontrol sorusu yeter: “Ne yaptın, ne kaldı, nereye gidiyorsun?” Bu sorulara net cevap vermiyorsan ilerleme çoğu zaman sanıdan ibaret olur. Koçluk/mentörlük sistemi burada avantaj sağlar: hedef koyma, haftalık takip, deneme analiz raporu ve gerekirse plan revizyonu.
Denemeler için “erken” diye bir şey yok; sadece “hazırlıksız deneme” ve “analizsiz deneme” vardır. Deneme çözmek moral bozabilir, özellikle başlarda. Ama gelişimi sayısal olarak görmenin tek yolu budur. Denemeden kendini tanıyamazsın; tanımadığın şeyi de yönetemezsin.
Son olarak: Bu süreç yalnızca akademik değil; zihinsel ve duygusal bir maraton. Uyku, hafif spor, kısa yürüyüşler, sosyal denge ve özgüven, performansın parçasıdır. Uykusuz, sürekli baskı altında ve “makine gibi” yaşayan beyin bir süre sonra kilitlenir. Sen makine değilsin. Doğru plan, doğru takip ve sağlıklı rutinler bir araya gelince on birinci sınıf gerçek bir avantaj yılına dönüşür.