H-İndeksi Nedir? Türkiye’de 139 Rektör Neden “Eşik Altında” Göründü?
Akademik dünyada “kim ne kadar üretmiş, ürettiği ne kadar etki yaratmış?” sorusuna tek cümlelik cevap vermek zordur. Yine de üniversiteler, akademisyenler ve kamuoyu çoğu zaman bir sayıya bakarak fikir edinmek ister. H-indeksi (h-index) bu ihtiyaca cevap veren en yaygın göstergelerden biridir: Hem üretkenliği (yayın sayısı) hem de etkiyi (atıf) aynı anda dikkate alır. (PNAS)
Son yıllarda Türkiye’de rektörlerin h-indeksleri üzerinden yapılan karşılaştırmaların gündem olmasının nedeni de bu: Akademik liderlik rolündeki kişilerin bilimsel üretim performansının “en azından temel bir düzeyde” nasıl göründüğünü anlamaya çalışmak.
H-indeksi: Basit Tanım, Net Mantık
H-indeksi, 2005’te fizikçi Jorge E. Hirsch tarafından tanımlandı. Tanım özetle şudur: Bir akademisyenin en az h adet çalışması varsa ve bu çalışmaların her biri en az h kez atıf almışsa, h-indeksi h olur. (PNAS)
Kısa örnek:
- 10 makalen var.
- Bu makalelerden 6 tanesi en az 6 atıf aldıysa → h-indeks = 6.
- Ama sadece 4 makalen 4+ atıf aldıysa → h-indeks = 4’te kalır.
Bu metrik “tek bir çok atıf alan makale” ile parlamayı zorlaştırır; daha çok istikrarlı üretimi ödüllendirir.
2025 Tartışması: “202 Rektör” Analizi Ne Diyor?
Haziran 2025’te yayımlanan bir değerlendirmede, Türkiye’deki 202 üniversite rektörünün h-indeksleri incelendi ve “profesörlük düzeyi için genel kabul gören eşik” olarak h-indeks 18 referans alındı. Haberde verilen tabloya göre:
- 139 rektör, 18 eşiğinin altında kaldı.
- 60 rektörün h-indeksi 10 ve altında.
- (Haberin kullandığı çerçeveyle) yalnızca 63 rektör 18 ve üzerindeydi. (Gazete Oksijen)
Bu tür manşetler (“sınıfta kaldı”) dikkat çekiyor; ancak doğru okuma şudur: Bu iddia, seçilen bir eşik değerine göre yapılmış bir sınıflandırmadır.
“En Yüksek” Örneği: Metin Sitti Neden Öne Çıkıyor?
Aynı tartışma içinde, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti’nin h-indeksinin çok yüksek olduğu ve atıf sayısının on binler seviyesinde bulunduğu vurgulandı. Google Scholar profilinde Metin Sitti’nin atıf sayısı ve h-indeksi kamuya açık biçimde görülebiliyor. (Google Scholar)
Buradaki önemli nokta: H-indeksi gibi metrikler, özellikle yayın ve atıf kültürünün güçlü olduğu alanlarda (ör. bazı mühendislik ve tıp alt alanları) daha hızlı yükselir.
H-indeksini Okurken Yapılan 5 Yaygın Hata
Bu kısmı özellikle öğrenciler ve veliler için netleştirmek gerekir. H-indeksi faydalı bir işaret olabilir; ama yanlış yorumlanırsa hatalı sonuçlara götürür.
-
Alan farkını yok saymak: Atıf dinamikleri her alanda aynı değildir. Matematik, hukuk, bazı sosyal bilimler gibi alanlarda atıf ve yayın temposu farklıdır.
-
Veri tabanını karıştırmak: Google Scholar, Scopus gibi platformlar aynı kişiye farklı h-indeks değerleri gösterebilir. Çünkü kapsadıkları yayın türleri ve indeksleme biçimleri farklıdır.
-
“İyi rektör = yüksek h-indeks” varsayımı: Rektörlük, araştırma kadar yönetim, finans, strateji, kurumsal yönetişim ve akademik ortamı güçlendirme işidir. Yüksek h-indeks iyi bir araştırmacılık göstergesi olabilir; iyi yöneticiliği tek başına kanıtlamaz.
-
Tek sayıyla hüküm vermek: H-indeksi, yayın kalitesi, yenilikçilik, patent/ürünleştirme, toplumsal etki gibi birçok boyutu dışarıda bırakır.
-
Eşik değerini “mutlak standart” sanmak: 18 eşiği bazı çevrelerde referans olarak kullanılsa da “her alan için evrensel profesörlük standardı” gibi ele almak bilimsel olarak sorunludur. (Gazete Oksijen)
H-indeksi Ne İşe Yarar, Ne İşe Yaramaz?
Aşağıdaki tablo, konuyu hızlı toparlar:
| H-indeksi neyi iyi gösterir? | H-indeksi neyi tek başına göstermez? |
|---|---|
| İstikrarlı yayın + atıf birikimi | Bir çalışmanın “niteliği” ve gerçek bilimsel yeniliği |
| Uzun vadeli akademik görünürlük | Rektörlük gibi yönetsel rolde “başarı” |
| Tek bir çalışmayla şişirilmesi zor bir metrik | Alanlar arası adil karşılaştırma |
Peki Bu Tartışma Neden Önemli?
Çünkü üniversiteler sadece ders anlatan kurumlar değildir; araştırma, yayın, proje, teknoloji üretimi ve ülkenin bilgi sermayesi için kritik yapılardır. Rektörler de bu sistemin yöneticileridir. Akademik performans metrikleri (h-indeksi gibi) bu liderliğin “araştırma tarafına” dair bir fotoğraf sunabilir. Gazete Oksijen’in haberi de tam olarak bu fotoğrafın yarattığı soruları büyüttü: “Üniversite yönetimi, araştırma kapasitesiyle ne kadar örtüşüyor?” (Gazete Oksijen)
Bu sorunun tek cevabı yok; ama şu çıkarım nettir: Metrikleri doğru okumayı öğrenen öğrenci/veli, üniversite ve akademi hakkında daha gerçekçi kararlar verir.
Sonuç: Manşetten Değil, Çerçeveden Oku
“H-indeksi düşük = kötü”, “h-indeksi yüksek = mükemmel” gibi kestirme yargılar hatalıdır. Doğru yaklaşım şudur:
- H-indeksini bir işaret olarak gör.
- Alan farkını, veri tabanını, yayın kültürünü hesaba kat.
- Üniversite seçerken ve akademik kariyer planlarken tek metrikle değil; bölümün akademik kadrosu, araştırma ortamı, laboratuvar/altyapı, proje kültürü, mezun ağı ve staj/iş imkanlarıyla birlikte değerlendir.